Bilgi Bankası





Hepa filtre diğer havalandırma sistemlerini destekleyen bir hava temizleme metodu olarak kullanılabilir. A Tipi Hepa filtreler 0,3 mikron ve daha büyük boyuttaki partikülleri % 99,97 oranında tutabilmektedir.

• Hepa filtrelenmiş havanın resirkülasyonu oda içindeki havanın bir kanalla emilerek hepa filtreden geçirilmesi ve tekrar odaya verilmesi şeklinde olabilir. Bu teknik aşağındaki durumlarda kullanılabilir.

a) Eğer genel bir havalandırma sistemi yoksa

b) Eğer havalandırma sistemi yeterli hava değişimini sağlayamıyorsa

c) Eğer mevcut havalandırmaya veya basınç düzenlemesine dokunmadan hava temizleme miktarı artırılmak isteniyorsa.

• Dış ortama atılan havanın hepa filtreden geçirilmesi

- Hava, korumalı odadan direkt olarak dışarıya atılıyorsa çok gerekli değildir.

• Ek bir emniyet olarak kullanılabilir.

• Atılan havanın tekrar sisteme emilmesi riski var ise kullanımı düşünülmelidir.

• Montaj, Bakım ve gözlemleme

Filtre montajı filtreler arası ve filtre çerçeve arası kaçakları engelleyecek şekilde olmalı.

İlk montajda, filtre temizliği veya değişiminden sonra kantitatif DOP testi uygulanmalıdır. Bu 6 ayda bir tekrarlanmalıdır.

Filtrelerin durumunu gözlemlemek ve değiştirilecekleri zamanı belirlemek için sisteme manometre veya diğer basınç algılayıcı bir cihaz yerleştirilmelidir.

Filtrelere giden kanallara “ mikroplu hava” yazılı etiket yapıştırılmalıdır.

Bir kez kullanılıp atılabilir ön filtrelerin takılması HEPA filtre ömrünü % 25 arttırabilir. % 90 genişletilmiş yüzeyli kullan-at ön filtre takılması durumunda ise HEPA filtre ömrü % 90 arttırılabilir.

Hepa filtre yeri ve montaj bakım yapılan alana veya havalandırma sistemine mikrop bulaştırmayacak şekilde seçilmeli ve yapılmalıdır. Bakım, solunum maskesi takan yetkili personel tarafından yapılmalı

Filtre seçiminde verim değeri başlıca kriterdir. Verim değerleri, kullanılan test metodu anılarak verilir. Filtrelerin kullanım amaçlarına göre çeşitli test metotları uygulanır.

 

Toz Tutuculuk(Weight Arrestence)

 

Bilinen bileşimdeki toz, test edilecek filtre elemanından geçirildiğinde, ağırlık olarak ölçülen konsantrasyonun, giren hava konsantrasyonu ile farkının giren hava konsantrasyonuna bölümü olarak ifade edilir.

 

Lekeleme Metoduna Göre Verim(Dust Spot Efficiency)

 

Görülebilir karakteristikteki toz zerreciklerinin test edilen filtre elemanından geçtikten sonra, özel bir filtre kâğıdı üzerinde bıraktığı izlerin ışık geçirgenliği ile ölçülür.

 

Sodyum Alevi Testine Göre Verim(Sodium Flame Test Efficiency)

 

Sodyum klorid solüsyonu, test edilen filtrenin üst yüzüne sevk edilen havanın içine enjekte edilir. Buharlaşan solüsyonun ortalama köşegen büyüklüğü 0.6 μm, maksimim 1.7 μm, %58'i 0.1 μm' dan küçük kristalleri filtreden geçtikten sonra, bir hidrojen alevinin rengini havanın konsantrasyonuna bağlı olarak değiştirir. Filtrenin penetrasyonunun anında tespitini sağlar.

 

 

DOP Testine Göre Penetrasyon(DOP Penetration Test)

 

HEPA filtreler için kullanılan bir test metodudur. DOP(Dioctyl Phthalate) buharı, hava ile birlikte filtrenin bir yüzüne verilir. Diğer yüzünden özel bir cihazla yakalanarak fotometre ile ölçüm yapılır.

 

Filtrelerle ilgili bir diğer terim de, toz tutma kapasitesidir.

 

Toz Tutma Kapasitesi(Dust Holding Capacity)

 

Belli bir karışıma göre hazırlanmış tozlar, test edilen filtre havasına verilir. Test süresince kirlenen filtrede basınç düşümü artar. Basınç düşümü, imalatçının önerdiği maksimum değere vardığında, toplanan toz miktarı ölçülerek kapasite tespit edilir.

Hastane bölümlerindeki normal aktiviteler, havadaki mikroorganizmaların yayılmasına sebep olur. Havalandırma sistemi, bakterilerin çevreye saçılmasını mümkün olduğunca önlemelidir. Endüstriyel temiz odalarda kullanılan laminer akım şekli, hastanelerin özellikle kritik bölümleri için tercih nedenidir. Özellikle, cerrahi müdahale, ameliyathane ünitelerinde laminer akım gereklidir. Bu akım herhangi bir engelle karşılaşıp bozulmamalıdır. Hava akımının ortam içindeki hızı,  0.46 m/sn (+/-0.10 m/sn) seçilir. Enfeksiyona hassas odalarda da laminer akım istenir.

 

Odalar ve katlar arasında; açık kapılar, hasta sirkülâsyonu, sıcaklık farkı, dikey şaftlarda merdivenlerde ve asansör boşluğundaki baca etkisi nedeni ile tabii hava sirkülâsyonu vardır. Yukarıdaki faktörlerin hepsini kontrol altına almak pratik olarak olanaksızdır. Ancak, hava dağıtımında, ihtiyaca göre pozitif veya negatif basınç sağlanabilir. Bu yolla ters yönde bir hava hareketi yaratılarak denge sağlanabilir.

 

İzolasyon odaları, otopsi odaları, yüksek oranda bulaşıcı kalıntı içeren odalarda, komşu ortama yayınımı önlemek için negatif basınç yaratılır.  Negatif basınç, egzost edilen havadan daha az hava üflemekle sağlanır.

 

Cerrahi servislerdeki ameliyathanelerde, bunun aksi istenir. Bakteriyel kalıntılarda arınmış hava istendiğinden, bitişik oda ve koridorlara göre pozitif basınç yaratılır. Pozitif basınç, egzost edilen havadan daha fazla hava üflemekle sağlanır.

Negatif ve pozitif basınç farkını muhafaza etmek için, oda kapıları altındaki boşluk minimuma indirilir.

 

Havalandırma-basınç ilişkisi Tablo.3'de verilmiştir. Havalandırma sistemi, hava akımı, temiz ortamdan daha az temiz ortama olacak şekilde projelendirilmelidir. Tablodaki hava değişim sayıları, mahal kullanılmadığı zaman, tekrar kullanıma açıldığında basınç dengesi hızla kurulabilecekse %25 azaltılabilir.

 

Enerji ekonomisi sağlamak için, ortam içinde ayrıca klima cihazı, fan-coil kullanılabilir. %100 dış hava ile çalışasistemlerde bu olanaksız olduğundan enerji ekonomisi, ısı geri kazanım (heat recovery unit) ile sağlanır.

Ameliyathane, doktor odalarından bir koridorla ayrılmıştır. Orta büyüklükte bir özel hastanede, maliyeti arttırmamak için çift zonlu tek santral kullanılmıştır. Cihazı bölümleri şöyledir:

 

—2.zon ikinci derecede temiz odalar dönüş damperi

—Dış hava giriş damperi

—Karışım hücresi

—Sentetik Amer Glas M57.25 EU2

—Torba filtre Varicel EU 6

—Torba filtre Varicel EU 9

—Çift devirli aspiratör 1450/725 devir/dak 7483/3741 m3/h

—Isıtıcı serpantin 39860 Kcal/h

—Soğutucu serpantin 38998 Kcal/h

—Birinci zon alın (face) ve by pass damperi

—İkinci zon alın (face) ve by pass damperi

—Birinci zon egzost aspiratörü 3741 m3/h

—Egzost damperi

—Isıtıcı üç yollu motorlu vanası

—Soğutucu üç yollu motorlu vanası

—Birinci zon HEPA filtre hücresi

 

Birinci zon servise girdiğinde;

 

1.  Egzost damperi otomatik olarak max konuma açılacaktır.

2.  Dış hava giriş damperi max konuma açılacaktır.

3.  Birinci zon HEPA filtre hücreleri giriş damperi max konuma açılacaktır.

4.  Egzost aspiratörü çalışmaya başlayacaktır.

5.  Santral vantilatörü yüksek devire geçecektir.

6.  Mevsim durumuna göre, ısıtma ve soğutma serpantini devrededir.

7. Her zonun (7 ) no'lu zon duyar elemanlarının (4) no'lu elektronik panellere gönderdiği sinyal sonucu paneller, (2) no'lu alın (face) ve by pass damperlerini gerekli konuma getirecektir. Serpantin çıkış sıcaklığını ölçen (7) no'lu duyar eleman gerekli gördüğünde, (4) no'lu panel vasıtasıyla soğutucu üç yollu vanasına veya ısıtıcı üç yollu vanasına kumanda edecektir.

8.  (10) no'lu dış hava kompanzasyon termostatı, (7) no'lu ikinci zon hissedicisi ile birlikte ve (6) no'lu panel vasıtasıyla ikinci zon (2) no'lu alın (face) ve by pass damperlerine kumanda edecektir.

 

Birinci zon servisten çıktığında;

 

1. Egzost aspiratörü duracaktır.

2.  Egzost aspiratörü çıkış damperi kapanacaktır.

3. Dış hava giriş damperi min. konuma kapanacaktır.

4.  Santral aspiratörü düşük devire geçecektir.

5. Birinci zon HEPA filtre hücreleri damperi kapanacaktır.

 

HEPA filtre hücreleri damperi, filtre kirlendiği zaman da kapatılmalıdır. BU, bir U manometresi ile kontrol edilerek manual olarak yapılabildiği gibi, statik basınç hissedicisi ile otomatik olarak da yapılabilir.

Türkiye'de genel olarak hastanelerin ameliyathane ve yoğun bakım bölümlerinde sağlıklı, steril bir hava ortamının sağlanamamasından dolayı hastaların maruz kaldıkları tehlikelerin boyutları, gerek tıp doktorları, gerekse klima mühendisleri tarafından maalesef yeteri kadar değerlendirilememektedir.

 

Bundan dolayı ülkemizde birkaç hastanenin dışında modern anlayışa uygun ameliyathane odası steril klima sistemi olmadığı gibi, mevcut sistemlerin modernizasyonu yoluna gidilmesi için gerekli bilgi birikimi de genelde yaygın değildir.

 

Bir ameliyathane klima sisteminde çift cidarlı hijyenik klima santralleri, sızdırmaz özel bağlantı flanşlı hava kanalları ve ameliyathane odası hava veriş dağıtım menfezlerinden önce havayı %99.5 oranında temizleyebilen HEPA filtreler ile rahatlıkla çok steril hava sevki konvansiyonel yoldan sağlanabilir.

 

Klima santraline 15.106 partikül/m3 olarak giren havanın üç kademeli filtrasyon sistemi ve (T) tipi HEPA filtreler ile, ameliyathane odasına 1 partikül/m3 olarak sevkedilebilmektedir. Ancak klima sisteminin en can alıcı özelliği hastaya asıl mikrobu yayan ameliyat ekibinin solunum yoluyla çıkardıkları bu partiküllerin hastayı etkilemeden sistem vasıtasıyla dışarı atılabilmesidir. 

 

Ameliyathane odasında kişinin yaptığı işe, işin şekline ve iş kıyafetine bağlı olarak kişilerin yaydıkları partikül sayısı büyük iniş-çıkışlar gösterebilir. Yayılan bu partiküller içinde asıl tehlikeli olan kısmı mikroorganizma ve mikroplardır. Ameliyathane odalarındaki hava kalitesini belirlemek için kirlenme endeksi terimi getirilmiştir. Bir kişinin saatte ortalama 140.000 partikül ürettiğini kabul edersek ve ameliyat ekibinin 7 kişiden teşekkülü varsayımı ile saatte toplam 1.000.000 tanecik ve mikrop ameliyathane odasına yayılır. Odaya 10.000 m3 hava verilirse dışarıya atılan egzost havasının 1m3'ünde 100 mikrop bulunur. Eğer, hastanın üzerindeki havada 1 mikrop ölçülürse kirlenme indeksi %1 olarak kabul edilir.

 

Ameliyathane odasına gönderilen şartlandırılmış havanın dağıtımına göre,

 

1.      Konvansiyonel türbülans akımlı hava verişi

2.       Perfore tavan ile hava veriş

3.      Laminer akımlı klima tavanı hava veriş,

 

 

1.  Konvansiyonel anemostat veya menfezler ile hava dağıtım şeklinde, oda içerisinde her yerde türbülanslı karışık akım hakimdir. Dolayısıyla mahal içinde üretilen mikroplar, olduğu gibi ameliyat masasındaki hastaya intikal eder. Bu durumda kirlenme indeksi %100'dür.

 

2. Perfore-delikli plenumlu tavan ile hava dağıtımı, kısmen bir iyileşme sağlamış olmasına rağmen burada kirlenme indeksi %60 civarındadır. Hava, tavan deliklerinden aşağıya inerken indüksiyon ile türbülans yarattığından tam düzgün hava akımı sağlanamaz.

 

3.  Laminer akımlı tavan hava dağıtıcılarında ise 0.15-.25 m/sn gibi düşük hava hızları ile sağlanan düzgün hava akımı ile ameliyat ekibinden yayılan mikroorganizmalardan 0.5μ ve daha büyük olan tanecikler hastaya geçmeden hava akımı ile aşağıya alınıp götürüldükleri için, bu sistemde kirlenme endeksi %10'dan az olabilmektedir.

 

Laminer akımlı tavan hava dağıtıcıları ameliyat masasının tam üzerine gelecek şekilde yerleştirilir. Laminer akım dağıtım plenumunun altına gelen kısımdaki mevcut havayı iterek, yani onun yerini alarak aerodinamik bakımdan kontrollü steril hava akımı yarattığı için ayrıca bir iç kabine ihtiyaç göstermez. Bu şekilde sistem, ilk yatırım maliyetinin düşük olması nedeniyle de tercih görmektedir. Düşey hava akımı ile aşağıya itilen mikrop ve tanecikler döşeme ve /veya tavan menfezlerinden dışarıya atılırlar. Ameliyathane içinde yaratılan artı hava basıncı ile temiz hava alanına çevreden ve dışarıdan kirli havanın sızmasına mani olunur.

 

Dünya'da ameliyathane klimasında düşey hava akımlı, düşük türbülanslı tavan tipi hava dağıtımlı klima sistemleri 25 yıldan beri çeşitli varyasyonları ile kullanılmaktadır.

 

Enerji tasarrufu anlayışındaki değişiklikle, veriş havasını en az düzeye indirip, klima sistemini ucuzlatacak laminer akımlı klima tavanları son yıllarda çok önemli popülarite kazanmışlardır.

 

Modern anlayışta steril ameliyathane odaları uygulamalarının ilk yıllarında kullanılan hava miktarları 10.00 m3/h gibi yüksek değerlerde oldukları için bu sistemler hem ilk yatırım tutarları, hem de işletme masrafları yönünden bir hayli külfetli idiler. Bu nedenle, bazı firmalar veriş havası miktarını minimuma indirebilmek için ameliyathane masasının ve ameliyatla direkt ilişkili ekibi içine alacak kabinlerin yapımına gittiler. Bu sistemde, anestezi uzmanları ve bazı asistanlar kabin dışında kaldılar. Ancak, tavan, taban ve duvarları özel yapılmış bu kabinler yüksek yatırım maliyetlerini getiriyordu.

 

Zamanla gelişen teknoloji ile birlikte, ameliyat masasındaki m3 havada 10 adetten (CFU-koloni meydana getiren ünite) daha az mikrobu sağlayabilen ve 200-3000 m3/h gibi çok düşük klima veriş havası ile çalışabilen laminer akımlı klima tavanları uygulamada özel yerini aldı. Bu şekilde yüksek aseptik ortamlar yaratılırken, klima sisteminin yatırım ve işletme maliyetleri de minimuma indirilebildi.

 

Ameliyat sırasında kullanılan aletler ne kadar steril olursa olsun, ortam havasının steril olmaması halinde hastanın mikrop kapması ihtimali ortaya çıkar. Hastanın ameliyattan sonra enfeksiyon kapması durumunda ortaya çıkabilecek komplikasyon ve maddi zararlar steril hava ortamının önemini ortaya koymuştur. Bu konu ile yakından ilgilenmemiş olan doktorlar, enfeksiyon riskinin kaynağını bilemeyebilirler.

 

Türkiye'de maalesef istatistiki bilgiler de genelde mevcut olmadığı için konunun önemi yaygın olarak bilinmemekte, yalnızca son yıllarda açık kalp ameliyat odalarında steril klima sistemlerinin uygulanmasının mutlaka gerekli olduğu bilinci gelişmektedir. Aslında sadece kalp ameliyatlarında değil, kemik, mafsal ameliyatlarında, organ nakli, ağır yanık tedavilerinde ve daha birçok aseptik ameliyatlarda laminer akımlı klima tavanlarının kullanılması gerekmektedir.

 

Bir İngiliz-İskandinavya araştırma grubunun İngiltere ve İsveç'te 19 hastanede yaptıkları kalça kemiği ve diz kapağı ameliyatları geçiren 8000 hastanın raporlarının incelenmesi sonucunda tespit ettikleri, ameliyat sonrası enfeksiyon oranı ile ameliyathane odası havası kirlilik oranı arasındaki ilişkiyi ortaya gözler önüne sermişlerdir.  5 sene süren böyle bir çalışma sonucunda ortaya konulan husus, ameliyathane odalarında m3 havada bakteri taşıyan partiküllerin artması ile enfeksiyon oranının doğru orantılı olarak arttığı gerçeğidir.

 

 

Odadaki m3 havada 400 bakterinin olması halinde %4.5 olan enfeksiyon oranı, 20 bakteri olması durumunda %1.5'e düşmektedir. İnsan hayatının söz konusu olduğu böyle bir konuda en küçük pozitif sayısal değerleri bile hassasiyetle dikkate almamız gerekir.

 

Türkiye'de mevcut şartlar göz önüne alınırsa enfeksiyon oranlarının kat kat yüksek çıkabileceğini varsaymak yanlış olmaz.

 

Laminer akımlı klima tavanları ile yapılan çeşitli araştırmalar sonucunda en uygun hava hızının 0.15-0.25 m/sn, üfleme sıcaklığının ise yaklaşık 21 C olduğu ve bu şekilde gerek hastada, gerekse ameliyat ekibinde hava akımı veya düşük hava sıcaklığı yönünden bir rahatsızlık ortaya çıkmadığı tespit edilmiştir. Alman normları, ameliyat odaları için en az 1200 m3/h taze hava ihtiyacını ön görüp, resirküle sistemlere de müsaade etmesine rağmen, toksik narkoz gazlarının kullanılması halinde %100 dış hava ile çalışan klima istemleri tercih edilmelidir.

 

Uygulamada laminer akıma en önemli engelin ameliyathane lambası olduğunu görürüz. Lambanın verdiği ısı vasıtasıyla yarattığı serbest konveksiyon akım, laminer akımı bozmaya çalışır. Dolayısıyla burada lambanın büyüklüğü ve yeri de çok büyük önem arz eder. En uygun durum, lambanın mümkün ölçüde çok spotlu, küçük çaplı ve ameliyat ekibinin arkasında yer almasıdır.

Ameliyathane odaları klima sisteminin en önemli görevi, oda içerisindeki partikül sayısını en aza indirmek, ameliyat edilen hastanın enfeksiyon kapmasını engellemek, hastanın ve ameliyat edilen hastanın ve ameliyat ekibinin termik konforunu sağlamaktır. Hastane mimarisinde uzmanlaşmış mimar, hijyen konusunda ihtisas sahibi bir doktor, hastane yöneticisi ve mekanik tesisat proje müellifinin ortaklaşa yapacakları görüşmelerden sonra karara varılacak prensipler doğrultusunda mimari proje hazırlanmalıdır. İyi bir hastane iklimlendirme sistemi, uygun olmayan bir mimari projeye optimal olarak kesinlikle tatbik edilemez. Asma tavan yükseklikleri, şaft büyüklükleri ve yerleri, cihaz yerleşim mahalleri, hava  kilitlerinin yerleri mutlaka uzman klima tesisat tasarımcısının tavsiyesi ve onayı ile tespit edilmelidir.

Ameliyathanenin yeri seçilirken, ısı kayıp ve kazançlarını minimum da tutabilmek için bunlar binanın çekirdek bölümünde ve ara katlarda yer alacak şekilde planlanmalıdır ve ameliyathanelerin bulunduğu steril bölgede kesinlikle asansör öngörülmemelidir. Ameliyathane taban alanı genellikle yapılacak ameliyatların özelliklerine göre 

25-45 m² arasında olabilir. Ciddi ameliyatların yapılacağı ameliyathanelerde hastayı enfeksiyonlardan korumak için etrafında bir hava perdesi yaratılır. Bunu sağlayan ise ameliyat masasının hemen üstüne konan laminer akış ünitesidir. Asma tavan içerisinde yer alacak laminer hava akımlı hava dağıtım plenumlarının yerleştirilebilmesi ve hava kanal bağlantılarının kolayca yapılabilmesi için, hava kapasitelerine bağlı olarak, 50-80 cm arasında bir asma tavan arası yüksekliğe ihtiyaç bulunmaktadır. Dolayısıyla ameliyat odalarında, tesisat projesini yapacak mühendislere danışarak, tavan yüksekliklerini 3,2-3,5 metre olarak tasarlamak gerekir.

Normal apartman katı yüksekliklerini kabul ederek yapılacak bir mimari proje, klima sisteminin arzu edilen verimlilikte çalışmasını engeller.

Laminer akımlı ameliyathane tavan plenumuna normal olarak iki kanal bağlantısı yapılır. Ancak zorunluluk halinde asma tavan yüksekliğini azaltabilmek için dört kanal bağlantısı da yapılabilmektedir.

Her ameliyathanenin müstakil bir klima santralı tarafından beslenmesi istenen ideal şartların sağlanması yönünden tercih edilir. Ancak ekonomik gerekçelerle benzer karakterde iki ameliyathane için bir santral kullanılması yoluna da gidebilir. Mimari planlamada hastanın ameliyathane odasına girmeden önce bir hasta hazırlama odasına alınacağı, ameliyattan sonra da hasta uyanma odasına geçirileceği rasyonel bir akış yöntemi içinde düşünülmelidir.

Genel olarak ameliyathane odalarında kullanılacak yapı malzemelerin toz ve mikrop tutmayacak, toz çıkarmayacak yüzeylere sahip olmaları ve dezenfeksiyon ameliyesi sırasında kimyasal tahribata uğramamaları gerekir.

Yer döşemesi olarak antistatik, antibakteriyel aşınmaya karşı yüksek mukavemetre sahip kondüktif PVC veya epoksi kaplama esaslı malzeme tercih edilmelidir. Gerekmesi halinde ayrıca topraklama da istenebilir.

Duvarlar ve tavan modüler tip olarak alüminyum veya çelik konstrüksiyon taşıyıcı sisteme monte edilecek panellerden yapılır. Duvar malzemesi olarak toz çıkarılması ve derz yerlerinde bakteri üretmesinden dolayı seramik tercih edilmemelidir. Duvar panellerin yüzeyleri antibakteriyel, antistatik dezenfeksiyon sıvılarına mukavim boya kaplı galvaniz sac olabileceği gibi paslanmaz çelik de olabilir. Panellerin içi ve ses ve ısı kaybına karşı kaya yünü gibi yanmaz izolasyon malzemesi ile kapalıdır. Ayrıca paneller kablo gibi tesisat malzemelerin geçebileceği boşluklar içerebileceği gibi kanal ve tesisat boru geçişleri için şaft boşlukları temin edecek şekilde düzenlenebilirler. Tavan panelleri, filtre bakımı ve dezenfeksiyon işlemleri için açılabilir modüllerden oluşabilir. Panellerin üzerinde mikrop, bakteri gibi mikroorganizmaların yaşayamaması için mikrop öldürücü özelliğine sahip kaplamalar da geliştirilmiştir.

Ameliyathane kapıları sürmeli, ayak ve diz darbesi ile açılabilen ancak manuel olarak da çalışabilecek yapıda olmalıdır. Kapıların üzerinde gözetleme camı konulabilir. Steril sahalara girişte veya hijyen uzmanının tavsiyesine göre diğer başka yerlere giriş –çıkışta otomatik kumandalı sürgülü iki kapılı hava kilit sistemi ön görülmelidir.

İzolasyon odaları “Bulaşıcı” veya Koruyucu” olarak sınıflandırılabilir. Bulaşıcı (karantina odası), koruyucu (steril oda) olarak bilinir. Karantina odaları bulaşıcı hastalık taşıyan hastaların kapatılması için kullanılır. Oda dışına virüs ve bakteri yayılmasını engellemek için negatif basınç uygulanır. Tüberkülozun tekrar ortaya çıkmasıyla, bu tip oda dizaynı çok daha önem kazanmaktadır. Karantina odaları için aşağıdaki şartlar geçerlidir.

Her 30 akut tedavi yatağı için en az bir karantina odası olmalıdır. Her karantina odasında sadece 1 hasta yatağı olmalıdır. Odaya giriş hastalara ait bölümlerden ayrı bir alandan olmalı; ellerin yıkanması, giyinme, temiz ve kirli malzemelerin depolanmasına müsaade edecek şekilde dizayn edilmelidir. Giriş bölümü kapalı bir antre şeklinde olabilir ama bu şart değildir. Tek bir antre bir çok karantina odasına hizmet verebilir. Karantina odaları minimum 12 m², Antre minimum 2 m² olmalıdır.

Steril odalar enfeksiyonlara karşı bağışıklığı az olan hastaların (Kemik iliği transferi, organ nakli, yanık ve kan kanseri (lösemi) hastaları kapatılması için kullanılır. Bakteri ve virüs girişini engellemek için pozitif basınç kullanılır.

Klima teknolojisinin bir adım daha ileri taşınarak; bir dış üniteye tek bir bakır boru hattı üzerinden değişik tip ve kapasitelerde çok sayıda iç ünitenin bağlanabildiği, ısıtma ve/veya soğutma yapabilen direkt genleşmeli merkezi klima sistemleridir. Modüler ve kompakt yapıları, esnek tasarım kriterleri, enerji verimliliği, her mahalin bağımsız olarak kontrol edilebilmesi, bakım kolaylığı, uzun ömürlü olması, sessiz çalışması, çevre dostu olması ve kolay işletilebilmesi gibi üstün özellikleri ile ön plana çıkan VRF ve VRV klima sistemleri evlerden iş merkezlerine, otellerden plazalara, hastanelerden çok katlı akıllı binalara kadar bir çok yapıda uygulanabilmektedir.

Hepa filtre diğer havalandırma sistemlerini destekleyen bir hava temizleme metodu olarak kullanılabilir. A Tipi Hepa filtreler 0,3 mikron ve daha büyük boyuttaki partikülleri % 99,97 oranında tutabilmektedir.

• Hepa filtrelenmiş havanın resirkülasyonu oda içindeki havanın bir kanalla emilerek hepa filtreden geçirilmesi ve tekrar odaya verilmesi şeklinde olabilir. Bu teknik aşağındaki durumlarda kullanılabilir.

a) Eğer genel bir havalandırma sistemi yoksa

b) Eğer havalandırma sistemi yeterli hava değişimini sağlayamıyorsa

c) Eğer mevcut havalandırmaya veya basınç düzenlemesine dokunmadan hava temizleme miktarı artırılmak isteniyorsa.

• Dış ortama atılan havanın hepa filtreden geçirilmesi

- Hava, korumalı odadan direkt olarak dışarıya atılıyorsa çok gerekli değildir.

• Ek bir emniyet olarak kullanılabilir.

• Atılan havanın tekrar sisteme emilmesi riski var ise kullanımı düşünülmelidir.

• Montaj, Bakım ve gözlemleme

Filtre montajı filtreler arası ve filtre çerçeve arası kaçakları engelleyecek şekilde olmalı.

İlk montajda, filtre temizliği veya değişiminden sonra kantitatif DOP testi uygulanmalıdır. Bu 6 ayda bir tekrarlanmalıdır.

Filtrelerin durumunu gözlemlemek ve değiştirilecekleri zamanı belirlemek için sisteme manometre veya diğer basınç algılayıcı bir cihaz yerleştirilmelidir.

Filtrelere giden kanallara “ mikroplu hava” yazılı etiket yapıştırılmalıdır.

Bir kez kullanılıp atılabilir ön filtrelerin takılması HEPA filtre ömrünü % 25 arttırabilir. % 90 genişletilmiş yüzeyli kullan-at ön filtre takılması durumunda ise HEPA filtre ömrü % 90 arttırılabilir.

Hepa filtre yeri ve montaj bakım yapılan alana veya havalandırma sistemine mikrop bulaştırmayacak şekilde seçilmeli ve yapılmalıdır. Bakım, solunum maskesi takan yetkili personel tarafından yapılmalı

Klima cihazları iç ve dış ortamda değişik hava şartlarına maruz kalan cihazlardır. Klimaların ısı transfer yüzeylerinde meydana gelen kirlenme ve krozyon klimanın performansında düşüklüğe neden olur. Ayrıca klimanın içerisinde bulunan soğutucu freon gazının işletme basıncının da mevsimlere göre ayarlanması gerekir. Bu nedenle klima cihazlarına senede iki kez bakım yapılması son derece önemlidir. Periyodik bakımı yapılmayan klimalarda; oluşacak sorunlardan bazıları 

* Klimanız sağlıksız hava üretir, ,

* Klimanızda hoş olmayan kokular oluşur,

* Klimanızın kapasitesi ve performansı düşer,

* Klimanızın enerji sarfiyatı artar,

 

Klimanız ideal filtreleme yapamayacağından toz ve partiküller ortamda kalır

* Klimanızı oluşturan ekipmanlar daha çabuk yorulur ve daha erken arıza yapar,

* Klimanızın kompresörü daha çok ve düzensiz çalışacağından ömrü azalır,

* Klimanızın drenaj sisteminde oluşan tıkanmalar su sızıntılarına neden olur, 

* Klimanızın elektrik tesisatında oluşacak oksitlenmeler daha büyük arızalara neden olur.

Klima bakımında yapılacak işlem kontroller;

Klima cihazları iç ve dış ortamda değişik hava şartlarına maruz kalan cihazlardır. Cihazların ısı transfer yüzeylerinde meydana gelen kirlenme ve tahribatlar cihaz performansında düşüklüğe neden olur. Ayrıca cihaz içerisindeki soğutucu gazın işletme basıncında mevsime göre düzeltme yapılması gerekir. Bu nedenle klima cihazlarında yılda iki sefer bakım yapılması son derece önemlidir. Bu bakımların Soğutma Sezonu ( İlkbahar) ve Isıtma Sezonu (Sonbahar) öncesi yaptırmanız tavsiye edilir. Bakımı yapılmayan klimaların verimi düşecek, enerji sarfiyatınız artacaktır. Düzenli bakımı yapılan cihazlarda %30 varan elektrik tasarruflarının yanı sıra, cihazınızın da kullanım ömrü uzayacaktır. Servis teşkilatının yaygınlığı tüketici için bu nedenle önemlidir.

Inverter klima oda yüküne bağlı olarak kompresör devrini kontrol edip soğutma/ısıtma kapasitesini değiştirebilen klimadır. Inverter teknolojisi enerji tasarrufu sağlamak için geliştirilmiş yeni bir özelliktir. Klimaların dış ünitelerinde kompresör bulunmaktadır. Kompresör devri elektronik donanım desteği ile değiştirilerek, yüke göre kapasite değişimi sağlanabilmektedir. Böylece bazı koşullarda enerji tasarrufu sağlanmaktadır. Alternatif akımdan (AC), Doğru akıma (DC), Doğru akımdan (DC), alternatif akıma (AC) 3 faz biçimine dönüştürülebilen, frekansı ve gerilimi ayarlanabilen düzeneklere Inverter Sistemler adı verilir. Kalkış akımları olmadığından şebekeye zarar vermez. On-Off sistem ile çalışmazlar. Minimum ve maksimum aralıklarda çalışırlar

Klimanın hava üfleme kanatlarının direk insanlara, evcil hayvanlara ve bitkilere gelmemesi tavsiye edilir. Konforlu bir ortam için yazın 20–21 °C, kış aylarında ise 27–28 °C sıcaklık derecesi uygundur. Klimaların çalıştığı ortamlarda ozona zararlı gaz, sprey vb. yanıcı maddelerin kullanılması tehlikeli olabilir. İç ünite filtrelerinin temizliği sık sık kontrol edilmelidir. 

Enerji verimliliği ölçüsü C.O.P ve E.E.R değerleri ile belirtilir. Bilindiği üzere tüm klimalar ısıtma ve soğutma işlevini yerine getirmektedir. Yalnız bunu yaparken de belirli bir oranda elektrik enerjisi harcamaktadır. İşte bu noktada bir klimanın ne kadar verimli olduğunu anlamak için performans katsayısı anlamına gelen C.O.P değerine ve elektrik verimliliği anlamına gelen E.E.R değerlerine bakmak gerekir. EER değeri, soğutma kapasitesinin (Watt) soğutmada harcadığı elektrik enerjisine (Watt) bölümü ile bulunmakta, COP değeri ise ısıtma kapasitesinin (Watt) ısıtmada harcadığı elektrik enerjisine (Watt) bölümü ile bulunmaktadır.  Bunun anlamı çok az elektrik ile çok fazla ısıtma veya soğutma yapabilmesidir.